|
‘Mahşerin
dört atlısı’ yine meydana çıktı. İkisi işveren, ikisi işçi kuruluşu, yanlarına
esnaf birliklerini de alarak, siyasete ağırlık koymak üzere yine karşımızdalar.
Sivil girişim, biraz tereddüt geçirdikten sonra, mesajını tespit etmiş
bulunuyor. Girişimde yer alan başkanların dedikleri özetle şu: “Hükümet
herşeye rağmen devam etmeli.”
-
Bizde aralarında çıkar birliği bulunan kuruluşların bile
biraraya gelmeleri kolay olmuyor; çıkar çelişkisi ise diyalog yollarını
bütünüyle tıkıyor... Bu bakımdan, son iki yıldır, düşman çatlatan bir görüntü
sayılabilir mahşerin dört atlısının birlikteliği... Devrimci işçi sendikaları
(yani Disk) ile Türkiye işveren sendikalarının (TİSK), Türk-İş ile Türkiye
Odalar ve borsalar birliğinin aynı amaçla birlikte harekete geçmelerine
imrenmek gerekiyor. Geçmişte, bu örgütler, basit bahanelerle kanlı bıçaklı
olmuşlardı. DİSK’in 12 Eylül’e gerekçe sayılan bir çok işçi eyleminde parmak
izi bulunuyor. Binlerce iş gününe mal olan grevlerin yürütücüsü DİSK, vaktiyle
grev ilan ettiği fabrikaların sahipleriyle bugün kolkola. Gelin de buna
imrenmeyin.
-
Unutmuş olabileceklere hatırlatmakta yarar var: ‘Mahşerin
dört atlısı’ diye adlandırmayı sevdiğim dört işçi ve işveren kuruluşu başkanının
kolkola girerek eylem birliği gerçekleştirmeleri, sivillerin siyasi hayattaki
ağırlığını azaltan 28 Şubat süreciyle başladı. Bir üst düzey komutanın,
Hürriyet gazetesinin manşetinden duyurduğu, “Şimdi sıra silahsız kuvvetlerde”
telkiniyle birlikte. Onların hareketlenmelerinin de katkısıyla, bir süre
sonra, Refahyol Hükümeti’nin sonu geldi. Bu defa herhangi bir komutan,
bir gazete aracılığıyla, “Bugünkü hükümeti destekleyin” telkininde bulunmadı;
ama işçi ve işverenleri temsil iddiasındaki kuruluşların başkanları, 28
Şubat sürecinin devam ettiği inancıyla, kendiliklerinden ortaya atıldılar.
-
Garip olan şu: İşçi kuruluşları başkanlarının en zayıf halinde
destek verdiği bugünkü hükümet, kavgayı bile göze alarak, çalışanların
gelirlerini enflasyonun altında tutan kararın sahibidir; aynı hükümet,
Rusya krizini bahane ederek mızıkçılık yapan bankalara işçiden esirgediği
zammın neredeyse bir mislini hibe etmekten çekinmedi. Bugün, “Hükümet devam
etmeli” iddiasıyla aleni destek açıklayan işçi kuruluşları başkanlarının
eylemleri, çalışanların çıkarları aleyhinedir.
-
İşverenler için de durum fazla farklı değil. Hangi işverenle
konuşursanız piyasaların içinde bulunduğu darboğazdan şikayet ettiğini
görüyorsunuz. DSP’li maliye bakanının hazırladığı vergi yasasından şikayetçi
olmayan işveren yok. Üretim durdu, belli başlı sektörlerde kriz yaşanıyor,
en tatlı karlar rant ve faiz gelirlerinde. Kazancın helal olmasına önem
veren işverenler, kendilerini temsil iddiasındaki kuruluş başkanlarının
iktidara
sağladıkları gönüllü desteği hayretle izlemekteler.
-
En acınası durumdaki izleyiciler ise, mahşerin dört atlısının
peşine takılan esnaf kuruluşlarının üyeleri. Bir çok esnaf, epey bir süredir,
dükkanının kapısını siftah etmeden kapatıyor. İflaslar, dönen senetler
gırla gidiyor. Onurlu esnaf içine düştüğü sıkıntıları aile efradına, etrafına
hissettirmemek için elde avuçta ne varsa satıp paraya çeviriyor. İktidardan
hoşnutsuzluk ayyuka çıkmışken, işçi ve işveren kuruluşlarının, esnaf birliğinin,
gensoruyla düşürülme arefesindeki Anasol’un arkasında saf tutmaları ibretlik
bir olay.
-
Desteğin sebebini “İktidarın çetelerle mücadelesi” olarak
açıklıyor mahşerin dört atlısı. Açıklamalarına göre, bugünkü hükümet, çetelerle
mücadeleyi ısrarla ve samimi olarak sürdürmekteymiş; devrilmesi çete mücadelesini
tavsatırmış. İddiaları bu.
-
Oysa, başbakanın en yakınında durmasıyla tanınan bir bakan,
ortalığı sarsan Alaeddin Çakıcı skandalı sırasında, kendi karısını öldürttüğü
bilinen bir kanun kaçağıyla telefon irtibatının kasetle ispat edilmesi
üzerine, sadece bakanlık koltuğundan değil, Meclis’teki sandalyesinden
de oldu. Bu hükümet içinde bir bakanın daha çetelerle irtibatlı olduğu
ortalığa dökülen kasetlerden anlaşılmakta. Bu kadar da değil; şimdi gözaltında
bulunan işadamı Korkmaz Yiğit, çoğumuza inandırıcı gelen ifşaatında, Başbakan
Mesut Yılmaz’ın, devlet ihaleleri ve özelleştirmeleri istediği kişilere
yönlendirmek üzere, bazı işadamlarıyla gizli işbirliğine girdiğini ileri
sürdü. Çete irtibatı konusunda suçüstü yapılmış bu hükümet mi çetelerle
ısrarlı ve samimi mücadele yürütüyor? Çeteler konusunda duyarlı olan hükümet,
yakalanalı üç ay olmuş Alaeddin Çakıcı’nın bildiklerini öğrenmek ve irtibatlarını
ortaya çıkarmak üzere, bir savcıyı Çakıcı’nın tutuklu bulunduğu Fransa’nın
Nice kentine gönderme zahmetine katlanmış değil.
-
Kendilerini temsil görevini güç odaklarının güdümüne girmekte
mahzur görmeyen işbirlikçilere kaptırmış gerçek ‘silahsız kuvvetler’, olan
biteni hayretten açılmış gözlerle seyretmekteler. Sandık ortaya konulduğunda
onlar da konuşacaklar elbette; ancak mahşerin dört atlısı, seçime de geçit
vermek istemez görünüyor.
-
Atlıların varlığı mahşerin yakın olduğunun işareti; mahşer
ise bugünkü hükümetin sonu anlamına geliyor.
|